Yüz Siperliği

COVID-19 nedeniyle aslında eskiden de üretilen ve kullanılan bu şeffaf vizörden üretilmiş, tamamı plastik, kafa bandı bulunan koruyucu maskelere verilen addır yüz siperliği.

Eskiden de olduğu gibi Türkiye bu konuda üretici ve ihracatçı konumundaki sayılı ülkeler arasındadır. Birçok alanda yüzün önemli bölgelerini korumak için kullanılan bu maskeler artık birçok işyeri ve ofis alanlarında çalışanların zorunlu olarak kullanacağı maskelerin başında geliyor.

Zamanla artık cerrahi maskelerin kullanımı yerini bu altı kademeli koruyucu yüz siperi ile yer değiştirecek gibi. Online olarak da satılan bu maskelere ribonsepeti.com adresinden ulaşabilirsiniz. Veya direkt linkini aşağıda paylaşıyorum, isterseniz tek tıkla da ulaşabilirsiniz.

Yüz Siperliği (Koruyucu Şeffaf Maske)

 

Konuşmamı Nasıl Geliştirebilirim ?

Konuşmamı Nasıl Geliştirebilirim?

Konuşma oldukça önemli olup karşı taraftaki insanı etkilemek iş çevrelerinde oldukça önemli ayrıntılardır. Konuşmamı Nasıl Geliştirebilirim diyen birçok insanın aslında yapacağı tek şey güzel konuşma ve diksiyonunun düzgün olmasıdır.

Konuşmamı Nasıl GeliştirebilirimKişisel gelişimleri farklı olan insanların çoğu zaman utangaç, konuşmayan ve kendini ifade edemeyen tarafları ile karşılaşabiliriz. Aslında onları rahatsız etse de bu durumdan hiçte memnun değillerdir. Kitap okumak ve yazı yazmak konuşmanın gelişmesine sebep olmaktadır. İnsan okudukça bilgi sahibi olmakta ve paylaşım daha fazla artmaktadır.

Kendine olan güven duygusu ve hayata olan bakış açısının değişmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kitap okumak bilinçlenmek ve konuşmanın daha akıcı ve farklı bir hale dönüşmesini sağlamaktadır. Önemli olan duyguları kontrol etmek ve karşı tarafla konuşma anında anlamak önemlidir.

Anlamadığınız noktaları dikkatli bir şekilde sorarak konuşmanın devamını yapabilirsiniz. Yabancı dilde de böyledir. Konuşmayı geliştirmek sadece dinlemek ve pratik yapmakla mümkündür. Önemli olan diyalog ve olayları yakında akıcı bir dille konuşarak bu tekniği geliştirmeniz anlamına gelmektedir.

Toplantıda Nasıl Konuşulur?

Birçok iş sektörü için toplantılar vazgeçilmez bir parçadır. Zaman zaman toplantılar pek sevilmese de doğru yerde zamanında ve uygun bir şekilde yapıldığı takdirde aslında çok da eğlenceli geçebilirler. Toplantı sırasında dikkat edilmesi gereken bir kaç detay mevcuttur.

Öncellikle toplantının konusu bir kaç gün önce belirlenmelidir.

Konuşulanlar gelecekle ilgili planlara veya mevcut olan bir konu ile alakalı olmalıdır. Kurallara ve disipline herkes uymalı. Tartışılacak olan konu olmalı orda bulunan kişiler değil. Ayrıca toplantı yapılacak ortam sade olmalıdır. Bunların yanı sıra toplantıda konuşma yapmak da önemlidir.

toplantıda nasıl konuşulur

Peki toplantıda nasıl konuşulur sorusuna da gelince. Toplantıda konuşma yaparken dikkat edilmesi bir kaç konu vardır. Konuşma yapılırken mevcut olan konu ile ilgili yapılmalıdır. Kişilerle ilgili değil konularla ilgili tartışmak ve ona göre kelimeler seçmek önemlidir. Ses tonunun ayarlanması da toplantıda bulunanların dikkatini çekmek için iyi ayarlanması gerekir.

Konuşma yaparken kendine güven duymak ve önceden belirli bir birikim yapmak da sizi daha etkin yapacaktır. Toplantılar iş hayatı için oldukça önemlidir. Bulunanların birbirlerini daha iyi tanıması şirketin benimsenmesi fikir alışverişinde bulunmak için de en uygun ortamdır.

 

Sonbahar Depresyonu

Yaz mevsiminin ülkemizden hızla gittiğini görüyoruz ve hissediyoruz. Günlerdir yağan sağanak yağmurlar, bir anda şemsiyelerin, botların, montların dolaplardan çıkışı ve yazlıkların bir sene sonra kullanılmak üzere dolapların arkasına, hurçlara kaldırılmaya başlanması maalesef hem yazın bitiminin hem de sonbahar depresyonunun habercisi olarak hayatımıza giriyor. Açıkçası sonbahar depresyonu ile ilgili bilimsel yazılar yazmayı düşünmüyorum. Sadece 30 yıllık hayatımında hissettiğim şeyleri yazmayı daha çok tercih ediyorum.

Sonbahar depresyonu kendimi bilgim bileli yazın bitişinden sonra hayatıma giren, beklenmedik misafir gibi bir şey. Dopdulu bir yaz geçirmesem de 3 ay boyunca tatil yapmasam bile, hatta yılda ancak 3-4 gün tatil yapabilen şanssız kesimden olduğum halde eylül ve ekim ayları benim için hüznün, mutsuzluğun habercisi oluyor.

sonbahar-depresyonuBelki bunun sebebi sonbaharın yaprak dökümünün hayatımızda da yaprak dökümüne sebep olmasından kaynaklanabilir. Günden güne eksilerek bu güne geliyoruz. Özellikle sonbaharda gerek özel hayatımızda gerekse de hiç tanımadığımız kişilerde olsa birilerinin ölmesi, yaşadığımız dünyayı terk etmesi bu hüznü daha da arttıyor olabilir. Örneğin bu sene terör saldırıları, askerlerimizin şehit olması ve özel hayatta da kaybettiğim kişiler 2015 senesinin sonbaharında hissettiğim depresyonu daha da arttırır pozisyonda hayatıma hızlıca girmiş oldu.

Yazın cıvıl cıvıl sıcak ortamı, havanın geç kararması, hiçbir ihtimal olmasa bile her an tatile gidebilirmiş gibi bir hissiyatı olmasından sonra birden havaların soğuması ve erkenden sokakların kararıp evlere girmeye başlamamız bu sıkıntıya sebep oluyor gibi gözüküyor.

Bir anda hiç bir şeyden zevk almamaya başlamak, kimseyle konuşmak istememek, her an ağlayabilirmiş gibi olmak bu depresyonun en büyük belirtisi. Eminim birileri bu yazıyı okuyorsa ve yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışıyorsa aaa evet ben de aynen bu şekilde hissediyorum diyorlardır. Sonbahar aylarının bana yaşattığı bu hisler yüzünden maalesef bu aylar yılın en sevmediğim ayları olarak hayatımda bir yer ediniyor.

Bu depresyonun çaresi ise yeni hobiler, yeni heyecanlar edinip, insanlardan uzaklaşmadan sosyalleşmeye özen göstermek olabilir. Dediğim gibi yazdıklarımın ve hissettiklerimin hiçbir bilimsel tarafı yok, bu yüzden kendiniz deneyip çözümünü kendiniz bulacaksınız.